Bu
sayfada tamamlanmış tez çalışmalarının başlıkları ve özetleri
yayınlanmaktadır. Tezlere İYTE Kütüphanesinden ulaşabilirsiniz.
Elma Kurutmada Etkin Parametrelerin Belirlenmesi
Öğrenci Adı Soyadı:
Tarık DİKBASAN
Tez Danışmanı :
Gülden GÖKÇEN
Kurutma, meyva ve sebzelerin saklanmasında kullanılan en eski yöntemlerden
biridir. Hem çiğ olarak tüketilen hem de birçok gıda ürününde hammadde
olarak kullanılan elma, Dünya ve Türkiye’nin meyva üretiminde önemli bir
paya sahiptir.
Konvansiyonel sıcak hava ile kurutma işlemlerinde; kurutma havası
sıcaklığı, hızı ve bağıl nemi en önemli parametreler arasındadır. Tarımsal
ürünlerin kurutma kinetiğinin belirlenmesi için kurutma ve kurutma hızı
eğrilerinin elde edilmesi gerekmektedir.
Bu çalışmada; tasarlanan tünel kurutucuda küp şeklinde kesilmiş kırmızı
elma (Malus Domestica) kullanılarak, çeşitli sıcaklık (40.1-65.3oC), hava
hızı (1.1, 1.4, 1.9, 2.3, 2.5 m/s) ve bağıl nem değerlerinde (%4.6-20.5)
kurutma deneyleri gerçekleştirilmiştir. Sıcaklık ve bağıl nem değerleri;
fan girişi, tepsi öncesi ve sonrasında birer dakika aralıklarla
ölçülmüştür. Hava hızı ise sadece tünel kurutucunun çıkışında ölçülmüştür.
Elde edilen veriler kurutma ve kurutma hızı eğrilerinin çizilmesinde
kullanılmıştır. Eğriler, kurutmanın çoğunlukla azalan kuruma hızı
(falling rate) bölgesinde gerçekleştiğini göstermektedir. Difüzyon
kontrollü olan bu bölge için efektif difüzyon katsayıları, Fick difüzyon
denklemi kullanılarak hesaplanmıştır. Deneysel veriler literatürdeki 14
farklı kurutma modeline uygulanmıştır. Kurutulmuş elmanın kalitesini
belirlemek için rehidrasyon süresi ve renk parametreleri belirlenmiştir.
Efektif difüzyon katsayıları 0.486x10-9 ile 5.63x10-9 m2/s aralığında
bulunmuştur. Kurutma hızı, rehidrasyon süresi ve renk verileri göz önünde
bulundurularak, kurutmanın en iyi 53.5-65.3oC sıcaklık aralığı ile 2.5 m/s
hava hızı ve %20.5 bağıl nemde gerçekleştiği belirlenmiştir. Midilli ve
Küçük Modeli deneysel verilere en iyi uyum sağlayan model olup korelasyon
katsayısı 0.9991 ve kök ortalama kare hatası 0.0087976 olarak bulunmuştur.
Bir Hastanenin Jeotermal /Absorbsiyonlu
Soğutmasının Ekonomik Analizi: Dokuz Eylül Araştırma ve Uygulama
Hastanesi Örneği
Öğrenci Adı Soyadı:
Mete ALTIN
Tez Danışmanı :
Gülden GÖKÇEN
1982
yılında kurulmuş olan Dokuz Eylül Tıp Fakültesi Hastanesi, Balçova’nın
İnciraltı bölgesinde bulunmaktadır. İzmir ilinin güneyinde yer almakta
olup, İzmirÇeşme karayolu ile İzmir-Çeşme otoyolu arasındadır. Balçova
bölgesinde bulunan zengin jeotermal kaynaklar, ısıtmada jeotermal su
kullanılmasını sağlamıştır. Ancak, konutlara göre çok yüksek olan soğutma
kapasitesi, konvensiyonel kompresörlü soğutma cihazlarıyla
karşılanmaktadır.
Bu çalışmada amaç, hastaneye ısıtma kaynağı olarak jeotermal su kullanan
bir absorpsiyonlu soğutma sistemi entegre ederek soğutma ile ortaya çıkan
yıllık maliyetleri azaltmaktır. Bu sistemi entegre etmekteki ana fikir
absorpsiyonlu soğutucuların elektrik sarfiyatının, kompresörlü sistemlerle
karşılaştırıldığında çok az olmasıdır. Diğer yandan, sistemde kullanılacak
olan ısı kaynağı jeotermal enerji olduğundan, jeotermal su kullanımından
doğan ek bir maliyet oluşacaktır. Yani, yapılacak olan ekonomik analiz,
sistemin şimdiki haliyle absorpsiyonlu bir soğutma sistemi entegre edilmiş
halinin karşılaştırılması olacaktır.
Maliyetleri en düşük düzeyde tutabilmek amacıyla hastanede bütün yükü
karşılayabilecek absorpsiyonlu bir soğutma sistemi kurmaktansa, ortalama
yükleri karşılayacak ve pik yüklerde hastanedeki mevcut soğutma sistemini
kullanacak bir soğutma sistemi düşünülmüştür. Bu noktada, hangi
kapasitedeki absorpsiyonlu sistemlerin daha uygun olacağı bilinmediğinden,
farklı kapasitede birkaç absorpsiyonlu makine incelemesi yapılacaktır.
Uygun alternatiflerin karşılaştırılmasından sonra, jeotermal akışkan
fiyatının absorpsiyonlu soğutma sistemlerinin uygulanabilirliği üstündeki
etkisi incelenecek ve seçilen absorpsiyonlu soğutma makinelerinin ekonomik
olabilmesi için gerekli jeotermal akışkan fiyatları bulunacaktır.
Sonuçta, absorpsiyonlu bir soğutma sisteminin hastaneye uygun olup
olmadığını belirlemek için, seçilen absorpsiyonlu sistemlerin yatırım
değerleri incelenecektir.
Düşük Sıcaklıklı Jeotermal Sistemlerde Korozyon Açısından Malzeme
Testinin Örnek Bir Çalışması
Öğrenci Adı Soyadı: Umut İNCE
Tez Danışmanı : Mustafa GÜDEN
Bu
çalışmada Izmir-Balçova bölgesel jeotermal ısıtma sisteminde yaygın
şekilde boru malzemesi olarak kullanılan St-37 çeliğiyle alternatif AISI
304, 316, 316L östenitik paslanmaz çeliklerin ortalama özelliklere sahip
bir jeotermal kuyu içerisindeki korozyon davranışı ve korozyon hızları
0.02 m/s ve 9.6 m/s akışkan hızlarında belirlenmiştir. Korozyona uğramış
çeliğin mekaniksel özelliklerindeki değişimini incelemek ve boru
hatlarının sistemdeki ömürlerini saptamak amacıyla St-37 çeliği korozyon
testi numuneleri çekme deneyi numunesi biçiminde yapılmıştır. Paslanmaz
çelik numuneleri ise korozyon deneylerinde sıklıkla kullanılan biçim ve
boyutta, dikdörtgen olarak şekillendirilmiştir. Öncelikle yapılan Ryznar
indeksi, çukurcuk korozyonu dayanım denklemi hesaplamaları ve
elekto-potensiyel ölçümleri ile tahmin edilen korozyon davranışları ve
yapılan niteliksel karşılaştırmaların uzun süreli saha deneyleriyle
büyük ölçüde uyumluluk gösterdiği gözlenmiştir. Uzun süreli saha
deneyleri; bütün çeliklerin düşük homojen dağılımlı korozyon hızlarına
sahip olduğunu gösterirken, özellikle düşük akışkan hızında maruz
bırakılmış St-37 çeliği için sulfat indirgeyici bakteriler ve “tubercle”
olarak adlandırılan oluşumlar tarafından tetiklenen çukurcuk korozyonun
çok daha hızlı ilerlediği tespit edilmiştir. Yapılan çekme deneyi
sonuçları St-37 çeliğinin maksimum çekme gerilmesinin artan maruz kalma
zamanı için azaldığını göstermiştir. Bu durumun St-37 çeliğinin
yüzeyinde tespit edilen maksimum çukurcuk derinliğinin artan maruz kalma
zamanı için artması ile önemli ölçüde uyumluluk gösterdiği tespit
edilmiştir. Boru hatlarının patlama basınçlarının hesaplanması için
geliştirilmiş olan formulasyonlar ile St-37 çeliğinden yapılmış boru
hatlarının düşük akışkan hızında 57 ay ve yüksek akışkan hızında 95 ay
olarak tahmin edilen ömürlerinin incelenen kuyuda kullanılan boru
hatlarının ömürleriyle karşılaştırılabilir ölçüde doğru olduğu
görülmüştür. Sonuç olarak boru hatlarının ömrünün arttırılması için
sulfat indirgeyici bakterilerin aktivasyonunu önlemek veya indirgemek
için kimyasal kullanımı önerilmiştir.
Olimpiyat Köyü Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi Tasarımı
Öğrenci Adı Soyadı:Yiğit
ÜNERDEM
Tez Danışmanı : Macit TOKSOY
Jeotermal enerji yeryüzünün kendi iç ısısı olmakla beraber geniş bir
kullanım alanına sahiptir. Günümüzde jeotermal enerji ile ilgili
sağlıklı projeler geliştirebilmek için yapılması gereken ilk
çalışmalardan biri kavramsal planlama çalışmasıdır. Kavramsal planlama
çalışmaları projenin teknik, ekonomik ve politik açılardan
değerlendirmelerinden oluşup buradan yola çıkarak projenin
uygulanabilirliğini tartışan çalışmalardır. Bu çalışmada 97, 446 m2
konut alanına sahip Olimpiyat Köyü Evleri ile ilgili kavramsal planlama
çalışması yapılmış ve bölgenin toplam pik yükü sıcak su ihtiyacı da
dahil olmak üzere 11,7 MWt olarak belirlenmiştir. Şu anda bu evlerin
ısıtılması için düşünülen sistem mevcutta bulunan fuel-oil yakıtlı sıcak
sulu sistemdir ve bu çalışmada mevcut bu sistemin, jeotermal bölge
ısıtma sistemi ile karşılaştırılması yapılmıştır. Yeni açılacak
kuyulardan elde edilmesi beklenen 140 ºC sıcaklıktaki jeotermal
akışkanın sıcaklığının önce 120 ºC ‘ye düşürülmesi, daha sonrasında
enerjisini şehir içi kapalı çevrim suyuna vermesi planlanmıştır. Son
olarak, şehir hattı suyunun bina içlerinde 85 ºC/55 ºC sıcaklık
aralığında dolaşması tasarlanmıştır. Sistemin ekonomisi, farklı kuyu
senaryoları için farklı katılım payları ve aylık sabit enerji ücretleri
göz önüne alınarak incelenmiştir. Farklı katılım payları düşünülerek iç
karlılık oranını sıfıra en yakın pozitif yapan aylık ödemeler
hesaplanmıştır. Son olarak, mevcut sistem ve jeotermal ısıtma sistemi
ile ilgili senaryolar için ödenecek enerji tutarları sistem ömürleri
hesaba katılarak bugünkü değerleri bulunmuştur. Ekonomik fizibilite
çalışmasının sonucunda, eş konfor koşulları düşünüldüğünde, kullanıcılar
için jeotermal ısıtma sisteminin uygunluğu görülmüştür.
Balçova- Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sisteminin Jeotermal Devresinin
Analizi
Öğrenci Adı Soyadı:Osman Yaşar
BİLAL
Tez Danışmanı : Macit TOKSOY
Bu
çalışmanın amacı Balçova – Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi’nin
performansının belirlenmesi ve kritik noktalarının açığa çıkarılmasıdır.
Çalışma esnasında Balçova – Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi,
Balçova Jeotermal Şirketi veri tabanından yararlanılarak PIPELAB bölge
ısıtma sistemi simülasyon programında modellendi ve Sistem’deki basınç ve
sıcaklık dağılımları bulundu. Bu analizler doğrultusunda Balçova – Narlıdere
Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi’nin kritik noktaları tespit edildi ve bu
kritik noktaların muhtemel sebepleri incelenip çözüm alternatifleri üretildi.
Aynı sırada Sistem üzerinde seçilen iki apartmana takılan debimetrelerle
tüketicilere gönderilen akışkan miktarı ve verilen enerji gözlendi. Gözlenen
değerlerin dış hava sıcaklığı ve hesaplanan değerlerle karşılaştırması
yapıldı.
Balçovada 2x5000 Konutluk Yeni Bir Jeotermal Bölge Isıtma Sisteminin
Planlanması ve Tasarlanması
Öğrenci Adı Soyadı:Engin GÜLŞEN
Tez Danışmanı : Macit TOKSOY
Jeotermal
bölge ısıtma
sistemlerinin kavramsal planlaması (teknik, ekonomik ve politik
fizibilitesi), bu projelerin en önemli adımıdır. Bu çalışmada, jeotermal
bölge ısıtma sistemleri için önerilen kavramsal planlama modeli,
Balçova’da(İzmir) gündemde olan Balçova Sistem-2 jeotermal enerji bölge
ısıtma sistemi projesine uygulanmış ve sistemin teknik, ekonomik ve politik
olabilirliği incelenmiştir. Jeotermal bölge ısıtma sisteminin uygulanacağı
bölge, maksimum 3917 konut yapılaşma kapasitesine sahip olup, yapılaşmanın
yaklaşık %80’i tamamlanmıştır. Bölgedeki mevcut toplam konut alanı 310.700
metrekaredir. Jeotermal bölge ısıtma sistemlerinin ekonomikliğini etkileyen
en önemli faktör, bölgede yer alan konutların yapılacak olan jeotermal bölge
ısıtma sistemine katılımlarının oranıdır. Çalışmada, (%100 ile %26 arasýnda)
farklı katılım oranları, (1250 $ ile 1500 $ arasında) katılım payları ve (2
veya 5 yıl) katılım yılları göz önüne alınmış ve iç karlılık oranını sıfıra
en yakın pozitif yapan aylık enerji kullanım ücretleri hesaplanmıştır.
Balçova
Jeotermal Bölgesel Isıtma Sistemi Optimizasyonu
Öğrenci Adı Soyadı:A.Caner ŞENER
Tez Danışmanı : Gülden GÖKÇEN,
Macit TOKSOY
Bu çalışmanın amacı Balçova-Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sisteminde
enerji tüketimini minimize edecek optimum sistem kontrol stratejisinin
belirlenmesidir. Çalışmaya, sistemin ısı yükünü önceden tahmin edebilen
bir model oluşturulması ile başlanmıştır. Bu modelin oluşturulmasında
istatistiksel bir yöntem olan zaman serisi analizi metodu kullanılmıştır.
Bu model sayesinde sistemin bir gün sonraki ısı yükünü, aynı güne ait
dış hava sıcaklığı tahminine bağlı olarak tahmin etmek mümkündür.
Çalışmanın ikinci aşamasında jeotermal boru hattı ve şehir dağıtım
şebekeleri PIPELAB bölge ısıtma sistemi simülasyon programında
modellendi. Böylece sistemdeki bütün boru ağlarında basınç ve sıcaklık
dağılımları bulundu. Sistemin modellenmesi işlemi sırasında Balçova
Jeotermal Şirketi’nin veri tabanından yararlanıldı, böylece modelin
gerçeğe yakın sonuçlar vermesi sağlandı. Değişen yüke bağlı olarak
optimum kuyu çalıştırma stratejisinin bulunması için ilk olarak kuyu
pompalarının enerji tüketimi, ürettikleri ısı enerjisinin fonksiyonu
olarak tanımlandı. Daha sonra bu fonksiyonlar dinamik programlama
yöntemleri kullanan bir programa veri olarak aktarıldı. Bu program
sayesinde değişen yüke bağlı optimum kuyu çalıştırma stratejisine
ulaşıldı. Daha sonra sistemdeki sirkülasyon pompalarının enerji tüketimi
modellendi ve gerçek datalarla kalibre edildi. Son olarak tüm sistemin
optimum kontrol stratejisi belirlendi, ve sistem 2001 ve 2002 yıllarının
dış hava sıcaklığı verileri kullanılarak bilgisayar ortamında optimum
kontrol stratejisi dahilinde işletildi. Optimum enerji tüketim değerleri
ile gerçekleşmis değerler karşılaştırıldı. Sistem kontrolünün başarısını
ve verimliliğini tanımlayan faktörler ortaya çıkarıldı.
Balçova - Narlıdere
Jeotermal Bölgesel Isıtma Sisteminin Ekonomik Değerlendirmesi
Öğrenci Adı Soyadı:A.Berkan ERDOĞMUŞ
Tez Danışmanı : Barış ÖZERDEM, Macit TOKSOY
Bir jeotermal bölge ısıtma sisteminin gelişimi, jeotermal rezervuarın
belirlenmesinden jeotermal enerjinin kullanıma sunulmasına kadar geçen tüm
süreçleri kapsamaktadır. Ekonomik değerlendirmeler jeotermal yatırımların
başlangıç aşamasında yapılır. Bu çalışmada, yaklaşık 50 MWth’lık
ısıtma kapasitesiyle Türkiye’nin en büyük bölge ısıtma sistemlerinden biri
sayılan Balçova – Narlıdere Jeotermal Bölge Isıtma Sistemi (JBIS) için
detaylı bir ekonomik analizin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. İlk olarak,
hem gelecekte bu jeotermal sahada olabilecek gelişmelerin proje yönetimi
bilimi kapsamında yürütülmesini kolaylaştırma hemde doğru bir ekonomik
değerlendirme yapabilme amaçlarıyla jeotermal yatırımların başlangıcından
sonuna kadar yapılması gereken işler araştırılmıştır. Ardından yatırımların
karlılığının hesaplanmasında en çok kullanılan finans araçlarından iç
karlılık oranı yöntemi bu yatırım için uygulanmıştır. Ekonomik analize,
geçmiş nakit akımlarının bulunması sebebiyle; ilk yatırım maliyetlerinin,
gelirlerin ve işletme giderlerinin 2002 yılı sonu değerlerinin
hesaplanmasıyla başlamıştır. Proje ömrü boyunca olabilecek işletme
maliyetleri 2002 yılı baz alınarak hesaplanmıştır. Gelecekte kazanılması
düşünülen gelirler ise sistemin bugünkü kapasitesi ve 2002-2003 ısıtma
sezonunda geçerli olan kullanım ücretlerine göre belirlenmiştir. Eğer bir
jeotermal rezervuarın sürdürülebilirliği dizayn safhasında göz önüne
alınıyorsa, yapımı düşünülen jeotermal sistemin ömrü uzun tutulabilir. Bu
tür uzun süreli projeler ise gelecek nakit akışlarıyla ilgili ekonomik
belirsizlikler taşır. Bu çalışma, tüm sistem ömrünün 2001 yılı itibariyle 20
yıl olacağı öngörülerek yapılmıştır. İç karlılığının hesaplanmasında işletme
giderlerinin değiştiği farklı senaryolar düşünülmüştür. Bu senaryoların
belirlenmesinde şu anki giderleri yansıtan 2002 işletme maliyetleri belirli
oranlarda arttırılmış ve azaltılmıştır. Aynı zamanda her bir senaryo için 60
farklı jeotermal enerji fiyatlandırma planı geliştirilerek, enerji kullanım
fiyatlarının iç karlılık oranı üzerindeki etkileri gösterilmiştir. Balçova –
Narlıdere JBIS’de halen uygulanan fiyatlandırma politikasının
sürdürülebilirliği tartışılmış ve farklı harcama senaryolarında 100 m2’lik
bir alanın ısıtılması için aboneler tarafından ödenmesi gereken aylık enerji
kullanım fiyatları belirlenmiştir. Diğer yandan, Balçova – Narlıdere JBIS
yatırımıyla şu ana kadar devlete ödenen vergiler araştırılmış ve bu tip bir
yatırımın devlet açısından yararları gösterilmiştir. Bu çalışmanın sonunda,
yatırımın gelişen pazar şartları sonucunda değişen fiyatlar ile yapıldığı
kabul edilerek, iç karlılık oranı yöntemi tekrarlanmıştır. Bu durum için,
farklı senaryolardaki aylık enerji kullanım ücretleri, uygulama
maliyetleriyle yapılan hesaplamaların sonucunda bulunan ücretlerle
karşılaştırılmıştır.
İYTE Kampüs
Merkezi Isıtma Sistemi ve Mevcut Sisteme Entegrasyonu
Nurdan YILDIRIM / Tez Danışmanı : Gülden
GÖKÇEN, Macit TOKSOY
1992 yılında kurulan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü İzmir.in 3. devlet
üniversitesidir. Gelişim içerisindeki kampüste her fakülte kendisine ait
fuel-oil yakıtlı ısıtma sistemine sahiptir. Kampüs aynı zamanda bir
jeotermal kaynağa sahiptir. 2002 yılında 5 gradyen kuyusu açılmış ve
bunların birinden 33°C sıcaklığında jeotermal akışkan elde edilmiştir fakat
akışkanın gerçek debisi henüz ölçülmemiştir. Tezin ana amacı, bu kaynağın
İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü Kampüsü için bölgesel ısıtma sistemi
uygulamasında kullanılıp kullanılmayacağının araştırılmasıdır. Başlıca iki
tip ısıtma sistemi düşünülmüştür;
Isı
pompalı ısıtma sistemi (IPIS) (yenilenebilir bir enerji kaynağı kullanarak-
jeotermal enerji), Kazanlı ısıtma sistemi (KIS) (konvensiyonel bir enerji
kaynağı kullanarak-fuel-oil). Mevcut jeotermal akışkan sıcaklığı düşük
olduğundan IPIS, HPO tipinde düşünülmüştür. IPIS sadece bölgesel olarak
düşünülürken, KIS bölgesel ve bağımsız olarak iki alternatif altında
incelenmiştir. Her bir ısıtma sistemi saatlik dış hava sıcaklıkları
kullanılarak simule edilmiştir. Simulasyonlarda ana kontrol parametresi
binaların iç hava sıcaklığıdır. Matematik modeller, Matlab ve EES
programları kullanılarak oluşturulmuştur. IPIS.nde, farklı kondenser çıkış
sıcaklıkları ve jeotermal akışkan debileri için, çeşitli ısıtma rejimi
alternatifleri çalışılmıştır. Sonuçta, 35°C kondenser giriş, 45°C kondenser
çıkış sıcaklıkları 120 kg/s jeotermal akışkan debisi ile birlikte en iyi
seçenek olarak belirlenmiştir. Tezde KISleri de, değişik kazan set
sıcaklıkları için simule edilmiştir. Demirdöküm tarafından önerilen kazan
set sıcaklıkları, düşük fuel-oil tüketimi ve 20°C.nin etrafında en iyi iç
hava sıcaklığı ile en iyi alternatiftir. Isıtma sistemi simulasyonunun
yanında, boru hattı simulasyonu da Pipelab programı kullanılarak yapılmıştır.
Boru hattı kampüs ve jeotermal olmak üzere iki çevrimden oluşmaktadır.
Besleme ve dönüş hatlarını içeren her çevrim toprak altında gömülüdür.
Sistemin ekonomisi için ısı merkezinin yeri ve birim boru boyundaki basınç
kaybı genel dizayn parametreleridir. Bu nedenle çeşitli alternatifler
çalışılmış ve en düşük yatırım ve işletme maliyetlerinden dolayı ısı merkezi
kampüsün ortasında olan 3.alternatif 150 Pa/m basınç düşümü hedefi ile en
iyi seçenek olarak düşünülmüştür. Ayrıca, her bir ısıtma sistemi alternatifi
için yatırım ve işletme maliyetlerine bağlı olarak ekonomik analiz de
yapılmıştır. İşletme maliyeti için, kampüsteki binaların ısıtma periyotlara
bağlı olarak 3 ısıtma senaryosu düşülmüştür. Ekonomik analizlerin
sonuçlarına göre, ısı pompalı bölgesel ısıtma sistemi (IPBIS) 3,040,125 US$
ile en büyük yatırım maliyetine sahipken, en düşük işletme maliyetine de
sahiptir. Alternatifler, sistemlerin yatırımın karlılığını gösteren iç
karlılık oranı (IKO) metoduna göre değerlendirilmiştir. Ekonomik analiz
sonuçları, IPBIS.nin 20 yıllık periyodun sonunda fuel oil kazanlı bölgesel
ısıtma sistemine (FKBIS) göre en az %3.02 oranında karlı olduğunu
göstermektedir.
Isıtma sistemlerinin işletme periyodunun artması ile kar yükselmektedir.
Jeotermal Uygulamalarin Cevresel Etkilerinin İncelenmesi. Örnek olarak:
Balcova Bölgesel Isıtma Sistemi
Öğrenci Adı Soyadı:Ayça
ÇAKIN
Tez Danışmanı : Gülden GÖKÇEN
Elektrik
üretimi ve ısıtma uygulamalarında kullanılan jeotermal akışkanlar,
yüksek miktarda kimyasal, gazlar, çözünmüş katılar ve tuz içerirler.
Fosil yakıtlarla karşılaştırıldığında, en az kirlilik yaratan
formlardan biri olmasına rağmen, içerdiği kimyasalların atımı ve
proje uygulamaları sırasında çevreye bazı olumsuz etkileri vardır.
Özellikle yüksek sıcaklıklı kaynakların kullanıldığı jeotermal
elektrik santralı projelerinde görülen çevresel etkiler, proje gelişimi
sırasında uygulanacak “Çevresel Etki Analizi” ve uygulama sırasında
dikkatli bir proje yönetimi ile azaltılabilir yada tamamen ortadan
kaldırılabilir.
Jeotermal
enerjinin hem elektrik üretiminde hem de elektrik dışı
kullanımlarında (konut, sera, havuz ısıtma, balık yetiştirme vb.),
fiziksel, kimyasal, biyolojik ve sosyo-kültürel çevreye olumlu ve
olumsuz etkiler sözkonusudur. Bu farklı kullanımlara Türkiye’den,
elektrik üretimi için mevcut tek jeotermal santral olan Kızıldere
Jeotermal Santralı-Denizli, elektrik dışı kullanım için ise Türkiye’nin
en büyük jeotermal bölgesel ısıtma sistemi olan Balçova Bölgesel Isıtma
Sistemi-İzmir örnek olarak seçilmiştir.
Seçilen
herbir örneğin fiziksel çevreye olan etkileri (sondaj, boru hattı döşenmesi,
işletme sırasında oluşan ısıl kirlilik ve gürültü, oluşabilecek
yüzey çökmesi, mikro depremler), kimyasal çevreye olan etkileri (gaz
emisyonu, su kirliliği), biyolojik çevreye olan etkileri (insan, hayvan
sağlığı, bitki örtüsü) ve toplum üzerindeki sosyo-ekonomik
etkileri (hayat standardının yükselmesi, yeni iş olanakları, konut ve
toprak fiyatlarının artışı, sosyo-politik organizasyonlar, sosyo-kültürel
problemler) incelenecek ve önerilen jeotermal uygulama projelerinin
kabulü aşamasında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) prosesinin
gerekliliği ortaya konacak, uygulama aşamasında çevresel etkilerin
sürekli gözlenmesi ve sonradan ortaya çıkacak olumsuz etkilerin
ortadan kaldırılması ve yapılacak müdahalelerin kanuni çerçeveye
oturtulabilmesi için öneriler getirilecektir.
Jeotermal Uygulamalar için
Yüksek Performanslı Boru Malzemesinin Prosesi ve Karakterizasyonu
Öğrenci Adı Soyadı:Murat Toğulga
Tez Danışmanı : Metin TANOĞLU
Polimer
kompozit esaslı borular, günümüzde jeotermal sıvıların taşınmasında
kullanılmaktadır. Kompozitlerin kullanılması, kuvvetli ve dizayn
esnekliğine sahip olmasıyla birlikte onların agresif kimyasallara ve
sıcak-nemli ortama direnç gösterebilmesinden kaynaklanmaktadır.
Malzemelerin yük altında yüksek sıcaklık ve nemli ortamlara maruz
bırakılması onların bozulması ve özelliklerinde ve servis ömürlerinde
bir düşüşe neden olabilmektedir. Farklı sıcaklık ve sıvı kimyasına
(jeotermal sıvılarda dahil) maruz bırakılmış kompozitlerdeki kompleks
bozunum mekanizmaların anlaşılması dayanıklılıklarının geliştirilmesi
için gerekmektedir.
Bu araştırma, jeotermal sıvıyla değişik matriks
malzemelerden oluşan kompozit borular arasındaki etkileşiminin ve bu
kompozitlerdeki bozunum mekanizmaları üzerinde odaklanmıştır. Matriks
malzemeleri polyester, epoksi ve karbon parçacıkları eklenmiş epoksileri
ihtiva eder. Bu çalışmada E tipi cam fiberle güçlendirilmiş polimer
kompozitler, filament sarma ve tüp sarma teknikleriyle üretilmişlerdir.
Üretilen kompozit boru ve katkısız matriks polimerleri kuru ortam ile
saf su ve Balçova jeotermal alanındaki jeotermal sıvıya su emmeleri için
doygunluğa ulaşıncaya kadar maruz bırakılmıştır. Ayrıca, sıcak-nemli
ortamlar altında matriks polimerlerindeki bozunumun simulasyonun ve
izlenmesi için katkısız polimer numuneler hazırlanmıştır. Numuneler su
doygunluğuna ulaştığı vakit mekanik basma testine tabi tutulmuştur. Kuru
ve nemli numuneler için, stress-uzama davranışları, elastik modülleri,
kırılma noktasındaki uzama değerleri ve enerji emme miktarlarının
bulunması için mekanik testler gerçekleştirilmiştir. Sonuçlar, farklı
ortamlara maruz bırakılmış numunelerin özelliklerindeki düşüşün
değerlendirilmesi için karşılaştırılmıştır. Bununla birlikte, üretilen
farklı tipteki kompozitlerin ısı kayıpları ve sıcaklık dağılımlarının
analizi için ısıl iletkenlik katsayıları bu çalışmada ölçülmüştür.
İzolasyonsuz farklı malzemelerden oluşan boruların kesitlerindeki
sıcaklık dağılımları LUSAS bilgisayar programı kullanılarak analiz
edilmiştir. Sıcak jeotermal sıvıların taşınmasında oluşan ısı kayıpları
da hesaplanarak, kompozit borularla geleneksel olarak kullanılan boru
malzemeleri karşılaştırılmıştır.
Bu
çalışmanın sonucunda, polyester kompozit boruların diğer epoksi kompozit
borulara göre eksenel ve radyal baskı altında daha yüksek mekanik
performansa sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca, her tipteki kompozit
boruların sıcak-nemli ortama maruz bırakıldıktan sonra mekanik ve termal
özelliklerinde önemli derecede bir düşüş olduğu gözlenmiştir. Bu düşüşün
en az su çekme değerine sahip olan karbon parçacıkları eklenmiş epoksi
kompozitlerde daha az olduğu görülmüştür. Bu karbon parçaçıkları
matriksin su emmesini ve epoksinin ısıl iletkenlik katsayısını
etkilediği görülmüştür. Polyester kompozit boruların performansındaki
düşüşün en yüksek mertebede olması diğer tip borulara oranla daha fazla
su emme özelliği ile bağlantılandırabilinir. Bununla beraber karbon
parçacıklarının ısıl iletkenlik katsayısında düşüşe neden olduğu ve aynı
zamanda izolasyonsuz borularda oluşan ısı kayıplarını azalttığı
gözlenmiştir. Ancak izolasyon kullanıldığı zaman malzemenin cinsinin ısı
kayıplarında fazla bir etkisi olmadığı görülmüştür.
Balçova Jeotermal
Sahasının Rezervuar Simulasyonu
Öğrenci Adı Soyadı:Barış BUDAK
Tez Danışmanı : Zafer İLKEN
Bu çalışmada,
genel akışkan ve ısı transferi problemleri için yazılmış Fluent programı
kullanılarak Balçova jeotermal sahasının rezervuar simülasyonu incelenmektedir.
2001 yılında bu
çalışmaya benzer olarak İstanbul Teknik Üniversitesi, Petrol ve Doğal Gaz
Mühendisliği Bölümü, Balçova jeotermal sahasının rezervuar simülasyonunu,
jeotermal rezervuar uygulamaları için yazılmış Though2 programını kullanarak
yapmıştır.
Yukarıda adı
geçen çalışmanın sonuçları bu tez için bir başlangıç noktası olmuştur. Ayrıca, o
zaman ki tarihten günümüze kadar sahada uygulanan yeni teknikler ki bunlardan en
once geleni BD-8 kuyusundan rezervuara reenjeksiyon yapılması, sahanın yeniden
modellenmesini gerekli kılmıştır.
Modelleme
çalışması sırasında ilk aşamada, Balçova jeotermal ltd. şirketinden alınan
teknik veriler ve öneriler temel alınarak sahanın kavramsal modeli geliştirilmiş,
bu kavramsal modelden de sahada bulunan Agamemnon-I fayının baskın fay olduğu ve
derinlerden gelen sıcak suyun bu fayı kullanarak yüzeye doğru yükseldiği
varsayılmıştır.
Kavramsal
modelin geometrisi Gambit mesh programı kullanılarak çizilmiş ve meshlenmiş ve
meshlenmiş rezervuar Fluent programına aktarılıp burada verilen sınır şartları
altında çalıştırlmış ve sonuçta rezervuarın 3-boyutlu sıcaklık dağılımı
çıkarılmıştır.
Kanatlı
Daldırma Tip Isı Değiştirgecinin Sayısal Analizi: Bir Parametrik Çalışma
Öğrenci Adı Soyadı:Selda Alpay
Tez Danışmanı : Zafer İLKEN
Kuyu
içi eşanjörlerin performansları oldukça düşüktür. Bu nedenle, bu
projenin amacı bu eşanjörlerin performanslarının nasıl
arttırılabileceğini araştırmaktır.
Kuyu
içi eşanjörlerin verimlerinin düşük olmasından dolayı derin kuyu
pompalı sistemler bu eşanjörlerin yerini almıştır. Bununla beraber,
jeotermal akışkanı doğrudan kullanan derin kuyu pompalı sistemler
çevreye zarar verebilmektedirler. Ayrıca, maliyetlerinin çok yüksek
olması pompalı sistemlerin diğer bir dezavantajıdır. Bu nedenlerden
dolayı bu projenin de amacı olduğu üzere kuyu içi eşanjörlerin geliştirilmesi
ve performanslarının arttırılması gerekmektedir.
Bu
çalışmada, kanatlı tip kuyu içi eşanjör kullanılması durumunda ne
kadar ısı elde edilebileceğini belirlemek için sonlu farklar metodu
kullanılarak bir akiferin sayısal olarak simulasyonu yapılacaktır. Bu
simulasyon ayrıca bize kanatlı tip kuyu içi eşanjörlerin kanat
parametrelerinin sonuçlar üzerindeki etkilerini gözlemleyebilme fırsatını
da verecektir.